Irk ve etnik kökenin IVF sonuçlarına etkisi: 7 Yıllık Araştırma.
Tek merkezli kohort çalışmamızın bulguları; Beyaz, Siyahi, Asyalı, Karma ve diğer etnik grupların IVF başarı oranları, düşük oranları, döllenme oranları ve erkek faktörü kaynaklı infertilite oranları açısından farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Düşük sonuçlarının büyük bir kısmı ise farklı yaş ve Vücut Kitle İndeksi (VKİ) değerleri ile ilişkilendirilmiştir.
Imperial College London bünyesinde yürüttüğüm bu yüksek lisans araştırması, 2017–2023 yılları arasında Wolfson Fertility Centre'da gerçekleştirilen 2.155 IVF/ICSI tedavi döngüsünü kapsayan 7 yıllık retrospektif bir kohort çalışmasıdır. Araştırmanın temel amacı, etnik kökenin yardımcı üreme teknolojilerindeki embriyolojik ve klinik sonuçlar üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Çalışmada Beyaz, Siyahi, Asyalı, Karma, Diğer ve farklı etnik kökenlerden oluşan çiftler incelenmiş; oosit olgunlaşma oranı, fertilizasyon oranı, kaliteli blastokist oluşumu, implantasyon oranı, klinik gebelik oranı, canlı doğum oranı ve düşük oranı gibi çok sayıda parametre analiz edilmiştir.
Bulgular, yaş, Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ve elde edilen oosit sayısı gibi IVF başarısını etkileyebilen temel faktörlerin etnik gruplar arasında anlamlı farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Buna karşın bazı embriyolojik ve klinik sonuçlarda dikkat çekici farklılıklar gözlenmiştir. Siyahi hastalarda oosit olgunlaşma oranı diğer gruplara kıyasla daha düşük bulunurken, karma etnik kökene sahip çiftlerde fertilizasyon oranları en yüksek seviyede saptanmıştır. Klinik sonuçlar incelendiğinde ise Beyaz hastalarda implantasyon oranı, klinik gebelik oranı ve canlı doğum oranlarının Asyalı ve farklı etnik kökenlerden oluşan çiftlere kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür.
Araştırma sonuçları, IVF başarısının yalnızca yaş veya biyolojik faktörlerle açıklanamayacağını; etnik kökenin de tedavi sonuçlarında rol oynayabilecek önemli bir değişken olduğunu göstermektedir. Çalışma, yardımcı üreme tedavilerinde hasta çeşitliliğinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamayı ve gelecekte daha kişiselleştirilmiş, hasta odaklı fertilite tedavi protokollerinin geliştirilmesine bilimsel bir temel oluşturmayı amaçlamaktadır.

